1924 TEŞKİLÂT-I ESÂSİYYE KANÛNUNDA YAPILAN
DEĞİŞİKLİKLER
Birinci Değişiklik: 11 Nisan
1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla, Teşkilât-ı Esâsiyye Kanununun 2, 16, 26 ve
38’inci maddelerinde değişiklik yapılmıştır (RG, 14.4.1928, Sayı 863; Düstur,
Tertip 3, Cilt 9, s.273).
İkinci Değişiklik: 10
Kanûnnuevvel 1931 tarih ve 1893 sayılı Kanunla, Teşkilât-ı Esâsiyye Kanununun
95’inci maddesinde değişiklik yapılmıştır (RG, 15.12.1931, Sayı 1976; Düstur,
Tertip 3, Cilt 13, s.25).
Üçüncü Değişiklik: 5
Kanûnnuevvel 1934 tarih ve 2599 sayılı Kanunla, Teşkilât-ı Esâsiyye Kanununun 10
ve 11’inci maddelerinde değişiklik yapılmıştır (RG, 11.12.1934, Sayı 2877;
Düstur, Tertip 3, Cilt 16, s.36)
Dördüncü Değişiklik: 10
Kanûnnuevvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla, Teşkilât-ı Esâsiyye Kanununun 2,
44, 47, 49, 50, 61, 74 ve 75’inci maddelerinde değişiklik yapılmıştır (RG,
13.12.1937, Sayı 3533; Düstur, Tertip 3, Cilt 18, s.307).
Beşinci Değişiklik: 10
Teşrîn-i-sânî 1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla Teşkilât-ı Esâsiyye Kanununun,
44, 47, 48, 49, 50 ve 61’inci maddelerinde değişiklik yapılmıştır (RG,
1.12.1937, Sayı 3773; Düstur, Tertip 3, Cilt 19, s.37).
TEŞKİLAT-I ESASİYyE KANÛNUnun bölümleri
Birinci Fasıl
AHKÂM-I UMÛMİYYE
(Madde 1-8)
İkinci Fasıl
VAZİFE-İ TEŞRÎİYYE
(Madde 9 – 30)
Üçüncü Fasıl
VAZİFE-İ İCRÂİYYE
(Madde 31 - 52)
KUVVE-İ KAZÂİYYE
(Madde 53 – 67)
Dîvân-ı Âlî (Madde 61 – 67)
Beşinci Fasıl
TÜRKLERİN HUKÛK-U AMMESİ
(Madde 68 – 88)
Altıncı Fasıl
MEVADD-I MÜTEFERRİKA
Vilâyât (Madde 89-91)
Memûrin (Madde 92-94)
Umûr-u Mâliye (Madde 95-99)
Teşkilât-ı Esâsiyye Kanûnuna Ait Zavâbıt (Madde
100-105)
TEŞKİLÂT-I ESÂSİyYE KANÛNU
Kabul Tarihi:
20 Nisan 1340 (1924) Kanun No: 491
Resmî Gazete, 24.04.1924
Düstur No: Tertip 3, Cilt 5, s.576
Birinci Fasıl
AHKÂM-I umÛmiyye
MADDE 1.-
Türkiye Devleti bir Cumhûriyettir.
MADDE 2.-
Türkiye Devletinin dîni, Dîn-i İslâmdır; resmî dili Türkçe’dir, makarrı Ankara
şehridir.
11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 2.-
Türkiye Devleti’nin resmî dili Türkçe’dir; makarrı Ankara şehridir.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 2.-
Türkiye Devleti, Cumhûriyetçi, Milliyetçi, Hâlkçı, Devletçi, Laik ve
İnkılâpçı’dır. Resmî dili Türkçe’dir. Makarrı Ankara şehridir.
MADDE 3.-
Hâkimiyet bilâ kayd-ü-şart Milletindir.
MADDE 4.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakîkî mümessili olup Millet
nâmına hakk-ı hâkimiyeti istimâl eder.
MADDE 5.-
Teşrî salâhiyeti ve icrâ kudreti Büyük Millet Meclisinde tecellî ve temerküz
eder.
MADDE 6.-
Meclis, Teşrî salâhiyetini bizzat istimal eder.
MADDE 7.-
Meclis, icrâ salâhiyetini, kendi tarafından müntehap Reisicumhûr ve onun tâyin
edeceği bir İcrâ Vekilleri Hey’eti marifetiyle istimal eder.
Meclis, Hükûmeti her vakit murâkabe ve ıskât
edebilir.
MADDE 8.-
Hakk-ı kazâ, Millet nâmına, usûlü ve kanûnu dairesinde müstakil mehâkim
tarafından istimal olunur.
İkinci Fasıl
VAZİFE-İ TEŞRÎİYyE
MADDE 9.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanûn-u mahsûsuna tevfîkan Millet tarafından
müntehap meb’ûslardan müteşekkildir.
MADDE 10.-
Onsekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk meb’ûsan intihabına iştirâk etmek
hakkını haizdir.
5 Kânûn-u-evvel 1934 tarih ve 2599 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 10.-
Yirmiiki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk meb’ûs seçmek hakkını hâizdir.
MADDE 11.-
Otuz yaşını ikmal eden her erkek Türk meb’ûs intihap edilmek salâhiyetini
haizdir.
5
Kânûn-u-evvel 1934 tarih ve 2599 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 11.-
Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk meb’ûs seçilebilir.
MADDE 12.-
Ecnebî hizmet-i resmîyesinde bulunanlar, mücâzat-ı terhibiye veya sirkat,
sahtekarlık, dolandırıcılık, emniyeti sûîstimâl, hileli iflas cürümlerinden
biriyle mahkûm olanlar, mahcurlar, tâbiiyet-i ecnebîye iddiasında bulunanlar,
hukûk-u medeniyeden ıskât edilmiş olanlar, Türkçe okuyup yazmak bilmeyenler
meb’ûs intihap olunamazlar.
MADDE 13.-
Büyük Millet Meclisinin intihabı dört senede bir kere icrâ olunur.
Müddeti biten meb’ûsların tekrar intihap
edilmeleri câizdir.
Sâbık Meclis, lâhik Meclisin içtimâına kadar
devâm eder.
Yeni intihâbâtın icrâsına imkan görülmediği
takdirde içtimâ devresinin bir sene temdidi câizdir.
Her meb’ûs yalnız kendini intihap eden
dâirenin değil, umûm Milletin vekilidir.
MADDE 14.-
Büyük Millet Meclisi, her sene Teşrîn-i-sânî ibtidasında dâvetsiz toplanır.
Meclis âzâsının memleket dahilinde devir,
tedkik ve murâkabe vazifelerinin ihzarı ve teneffüs ve istirahatleri için senede
altı aydan fazla tatili faaliyet edemez.
MADDE 15.-
Kanûn teklif etmek hakkı Meclis âzâsına ve İcrâ Vekilleri Hey’etine âiddir.
MADDE 16.-
Meb’ûslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
(Vatan ve Milletin saâdet ve selâmetine ve
Milletin bilâkaydüşart hâkimiyetine mugâyir bir gâye takib etmeyeceğime ve
Cumhûriyet esaslarına sadakatten ayrılmayacağıma “vallahi”).
11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 16.-
Meb’ûslar Meclis’e iltihâk ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:
“Vatan ve
milletin saâdet ve selâmetine ve milletin bilâkaydüşart hâkimiyetine mugâyir ve
gâye tâkib etmeyeceğime ve Cumhûriyet esaslarına sadâkatten ayrılmayacağıma
nâmûsum üzerine söz veririm.”
MADDE 17.-
Hiçbir meb’ûs Meclis dahilindeki rey ve mütelâasından ve beyanatından ve
Meclisteki rey ve mütelaasının ve beyanatının Meclis haricinde irad ve
izharından dolayı mes’ûl değildir. Gerek intihabından evvel gerek sonra aleyhine
cürüm isnat olunan bir meb’ûsun maznunen isticvabı veya tevkifi veyahud
muhakemesinin icrâsı Hey’et-i Umûmîyenin kararına menuttur. Cinaî cürm-ü meşhut
bundan müstesnadır. Ancak bu takdirde makam-ı aidi Meclisi derhâl haberdâr
etmekle mükelleftir. Bir meb’ûsun intihabından evvel veya sonra aleyhine sadır
olmuş cezaî bir hükmün infazı meb’ûsluk müddetinin hitâmına tâlik olunur.
Meb’ûsluk müddeti esnasında mürûr-u zaman cereyân etmez.
MADDE 18.-
Meb’ûsların senevî tahsisatları kanûn-u mahsûs ile tâyin olunur.
MADDE 19.-
Tâtil esnasında Reisicumhûr veya Meclis Reisi lüzûm görürse Meclisi içtimâa
dâvet edebileceği gibi âzâdan beşte biri tarafından talep vukû bulursa Meclis
Reisi dahi Meclisi içtimâa dâvet eder.
MADDE 20.-
Meclis müzakeratı alenîdir ve harfiyen neşrolunur.
Fakat Nizamname-i Dahilîde münderiç şeraite
tevfikan Meclis hafî celseler dahi akdedebilir ve hafî celseler müzakeratının
neşri Meclisin kararına menuttur.
MADDE 21.-
Meclis, müzakeratını kendi Nizamname-i Dahilîsi mûcibince icrâ eder.
MADDE 22.-
Sual ve istizah ve Meclis tahkikatı Meclisin cümle-i salâhiyetinden olup şekl-i
tatbiki Nizamname-i Dahilî ile tâyin olunur.
MADDE 23.-
Meb’ûsluk ile Hükûmet memûriyeti bir zat uhdesinde içtimâ edemez.
MADDE 24.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hey’et-i Umûmîyesi her Teşrîn-i-sânî iptidasında
bir sene için kendisine bir Reis ve üç Reisvekili intihap eder.
MADDE 25.-
İntihap devresinin hitâmından evvel Meclis aded-i mürettebinin ekseriyet-i
mutlakasile intihâbât tecdit olunursa yeni içtimâ eden Meclisin intihap devresi
ilk Teşrîn-i-sânîden başlar.
Teşrîn-i-sânîden evvel vaki olan içtimâ,
fevkalâde bir içtimâ addolunur.
MADDE 26.-
Büyük Millet Meclisi ahkâm-ı şer’iyyenin tenfîzi, kavâninin vaz’ı, tâdîli,
tefsiri, fesih ve ilgası, Devletlerle mukâvele, muâhede ve sulh akdi, harp
ilânı, muvâzene-i umûmîye-i mâliye ve Devletin umûm hesâb-ı katî kanûnlarının
tetkik ve tasdiki, meskukat darbı inhisar ve mali taahhüdü mutâzâmmın mukavelat
ve imtiyâzâtın tasdik ve feshi, umûmî ve hususî af ilânı, cezaların tahfif veya
tahvili, tahkikat ve mücâzât-ı kanûniyenin tecili, mahkemelerden sadır olup
kuvvetler ayrılığı teorisi’iyyet kesbetmiş olan idam hükümlerinin infâzı gibi,
vezâifi bizzât kendi ifâ eder.
11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 26.-
Büyük Millet Meclisi, kavâninin vaz’ı, tâdîli, tefsîri, fesih ve ilgâsı
devletlerle mukâvele, muâhede ve sulh akdi, harp ilânı, muvâzene-i umûmîye-i
maliye ve devletin umûm hesâb-ı kat’i kanûnlarının tetkik ve tasdîki, meskûkât
darbı, inhisâr ve mâlî taahhüdü mutâzâmmın mukâvelât ve imtiyâzâtın tasdiki ve
feshi, umûmî ve husûsî af ilânı, cezâların tahfif ve tahvîli, tahkikat ve
mücâzât-ı kanûniyenin te’cili mahkemelerden sâdır olup kat’iyyet kesbetmiş olan
idâm hükümlerinin infâzı gibi vezâifi bizzât kendi ifâ eder.
MADDE 27.-
Bir meb’ûsun vatana hıyânet ve meb’ûsluğu zamanında irtikab töhmetlerinden
biriyle müttehem olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi Hey’et-i Umûmîyesi âzâ-yi
mevcudesinin sülüsan-ı ekseriyet-i ârâsiyle karar verilir veyahut on ikinci
maddede münderiç cerâimden biriyle mahkum olur ve mahkûmiyeti kaziye-i muhkeme
hâlini alırsa meb’ûsluk sıfatı zâil olur.
MADDE 28.-
İstifâ, esbâb-ı meşrûa dolayısiyle mahcûriyet, bilâ-mezuniyet ve mâzeret iki ay
Meclise adem-i devâm veyahut memûriyet kabûlü hâllerinde meb’ûsluk sâkıt olur.
MADDE 29.-
Yukardaki maddeler mûcibince meb’ûsluk sıfatı zâil veya sâkıt olan veyahut vefat
eden meb’ûsun yerine bir diğeri intihap olunur.
MADDE 30.-
Büyük Millet Meclisi kendi zâbıtasını Reisi marifetiyle tanzim ve idare eder.
Üçüncü Fasıl
VAZİFE-İ İCRÂİYyE
MADDE 31.-
Türkiye Reiscumhûru Büyük Millet Meclisi Hey’et-i Umûmîyesi tarafından ve kendi
âzâsı meyanından bir intihap devresi için intihap olunur. Vazifei Riyâset yeni
Reisicumhûrun intihabına kadar devâm eder. Tekrar intihap olunmak câizdir.
MADDE 32.-
Reisicumhûr Devletin Reisidir. Bu sıfatla merâsim-i mahsûsada Meclise ve lüzûm
gördükçe İcrâ Vekilleri Hey’etine riyâset eder. Reisicumhûr Riyâseticumhûr
makamında bulundukça Meclis münâkaşât ve müzâkerâtına iştirâk edemez ve rey
veremez.
MADDE 33.-
Reisicumhûr hastalık ve memleket haricinde seyahat gibi bir sebeple vezâifini
ifâ edemezse veya vefât, istifâ vesair sebep dolayısiyle Cumhûriyet Riyâseti
inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi Vekaleten Reisicumhûr vazifesini ifâ
eder.
MADDE 34.-
Cumhûr Riyâsetinin inhilâlinde Meclis müçtemî ise yeni Reisicumhûru derhâl
intihap eder.
Meclis müçtemî değilse Reis tarafından hemen
içtimâa dâvet edilerek Reisicumhûr intihap edilir. Meclisin intihap devresi
hitâm bulmuş veya intihâbâtın tecdidine karar verilmiş olursa Reisicumhûru
gelecek Meclis intihap eder.
MADDE 35.-
Reisicumhûr Meclis tarafından kabûl olunan kanûnları on gün zarfında ilân eder.
Teşkîlât-ı Esâsiye Kanûnu ile bütçe
kanûnları müstesnâ olmak üzere ilânını muvâfık görmediği kanûnları bir daha
müzâkere edilmek üzere esbâb-ı mûcîbesiyle birlikte kezâ on gün zarfında Meclise
iade eder.
Meclis mezkûr kanûnu bu defa da kabûl
ederse, onun ilânı Reisicumhûr için mecbûrîdir.
MADDE 36.-
Reisicumhûr, her sene Teşrîn-i-sânîde Hükumetin geçen seneki faaliyetine ve o
sene ittihaz edilmesi münasip görülen tedbirlere dair bir nutuk iradeder veyahut
Başvekile kıraat ettirir.
MADDE 37.-
Reisicumhûr ecnebî devletlerin nezdinde Türk Cumhûriyetinin siyâsî
mümessillerini tâyin ve ecnebî devletlerin siyâsî mümessillerini kabûl eder.
MADDE 38.-
Reisicumhûr intihabı akabinde ve Meclis huzurunda şu sûretle yemin eder:
(Reisicumhûr sıfatiyle
Cumhûriyet’in kanûnlarına ve hâkimiyet-i millîyye esâslarına riâyet ve bunların
müdâfaa, Türk milletinin saâdetine sâdıkâne ve bütün kuvvetimle sarf-ı mesâû,
Türk Devleti’ne teveccüh edecek her tehlikeyi kemâl-i şiddetle men, Türkiye’nin
şân ve şerefini vikâye ve ilâya ve deruhde ettiğim vazîfenin icâbâtına hasr-ı
nefs etmekten ayrılmayacağıma “Vallahi”)
11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 38.-
Reisicumhûr, intihabı akabinde ve Meclis huzûrunda şu
sûretle yemin eder:
“Reisicumhûr
sıfatiyle Cumhûriyet’in kanûnlarına ve hâkimiyet-i millîyye esâslarına riâyet ve
bunların müdâfaa, Türk milletinin saâdetine sâdıkâne ve bütün kuvvetimle sarf-ı
mesâû, Türk Devleti’ne teveccüh edecek her tehlikeyi kemâl-i şiddetle men,
Türkiye’nin şân ve şerefini vikâye ve ilâya ve deruhde ettiğim vazîfenin
icâbâtına hasr-ı nefs etmekten ayrılmayacağıma nâmûsum üzerine söz veririm.”
MADDE 39.-
Reisicumhûrun isdâr edeceği bilcümle mukarrerat Başvekil ile Vekil-i aidi
tarafından imzâ olunur.
MADDE 40.-
Başkumandanlık Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsîyet-i manevîyesinde mündemiç
olup Reisicumhûr tarafından temsil olunur. Kuvâ-yi Harbiyenin emir ve kumandası
hâzârda kanûnu mahsûsuna tevfikan Erkan-ı Harbiye-i Umûmîye Riyâsetine ve
seferde İcrâ Vekilleri Hey’etinin inhası üzerine Reisicumhûr tarafından
nasbedilecek zâta tevdî olunur.
MADDE 41.-
Reisicumhûr, hıyâneti vataniye hâlinde Büyük Millet Meclisine karşı mes’ûldür.
Reisicumhûrun isdâr edeceği bilcümle mukarrerattan mütevellid mes’ûliyet otuz
dokuzuncu madde mûcibince mezkûr mukarreratı imzâ eden Başvekil ile Vekili
aidine râcîdir.
Reisicumhûrun hususat-ı şahsîyesinden dolayı
mes’ûliyeti lâzım geldikte işbu Teşkilat-ı Esasiyye Kanûnunun masuniyet-i
teşrîiyeye taalluk eden on yedinci maddesi mûcibince hareket edilir.
MADDE 42.-
Reisicumhûr, Hükumetin inhası üzerine dâimî malûliyet veya şeyhûhet gibi şahsî
sebeplerden dolayı muayyen efradın cezalarını iskât veya tahfif edebilir.
Reisicumhûr, Büyük Millet Meclisi tarafından itham edilerek mahkum olan Vekiller
hakkında bu salâhiyeti istimal edemez.
MADDE 43.-
Reisicumhûrun tahsisatı kanûnu mahsûs ile tâyin olunur.
MADDE 44.-
Başvekil, Reisicumhûr canibinden ve Meclis âzâsı meyanından tâyin olunur. Sair
Vekiller Başvekil tarafından, Meclis âzâsı arasından intihap olunarak Hey’et-i
umûmîyesi Reisicumhûrun tasdikile Meclise arzolunur. Meclis müçtemî değilse arz
keyfiyeti Meclisin içtimâına tâlik olunur.
Hükûmet hatt-ı hareket ve siyâsî nokta-i
nâzârını âzâmi bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimâd talep eder.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 44.-
Başvekil, Reisicumhûr cânibinden ve Meclis âzâzı
meyânından tâyin olunur.
Sâir vekiller
Başvekil tarafından Meclis âzâsı arasından intihab olunarak Hey’et-i umûmîyesi
Reisicumhûr’un tasdîkile Meslis’e arz olunur.
Meclis, müçtemi
değilse arz keyfiyeti Meclis’in içtimâına tâlûk olunur.
Hükûmet hatt-ı
hareket ve siyâsî nokta-i nâzârını âzâmî bir hafta zarfında Meclis’e bildirir ve
itimât talep eder.
Siyâsî
Müsteşarları, Başvekil, Meclis âzâsı arasından seçerek Reisicumhûr’un tasdîkine
arzeder
29 Teşrîn-i Sânî 1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 44.-
Başvekil, Reisicumhûr cânibinden ve Meclis âzâsı
meyânından tâyî olunur.
Sâir vekiller
Başvekil tarafından Meclis âzâsı arasından intihâb olunarak Hey’et-i umûmîyesi
Reisicumhûr’un tasdîkile Meclise arzolunur.
Meclis müçtemi
değilse arz keyfiyeti Meclis’in içtimâına tâlîk olunur.
Hükûmet hatt-ı
hareket ve siyâsî nokta-i nâzârını âzâmî bir hafta zarfında Meclis’e bildirir ve
itimât talep eder.
MADDE 45.-
Vekiller Başvekilin riyâseti altında (İcrâ Vekilleri Hey’eti) ni teşkil ederler.
MADDE 46.-
İcrâ Vekilleri Hey’eti Hükûmetin umûmî siyasetinden müştereken mes’ûldür.
Vekillerden her biri kendi salâhiyeti
dairesindeki icrâattan ve maiyetinin ef’al ve muamelatından ve siyasetinin umûmî
istikametinden münferiden mes’ûldür.
MADDE 47.-
Vekillerin vazife ve mes’ûliyetleri kanûn-ı mahsûs ile tâyin olunur.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 47.-
Vekillerin ve siyâsî müsteşarların vazîfe ve
mes’ûliyetleri mahsûs kanûnla tâyîn olunur.
29 Teşrîn-i Sânî
1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 47.-
Vekillerin vazîfe ve mes’ûliyetleri mahsûs kanûnla
tâyîn olunur.
MADDE 48.-
Vekaletlerin adedi kanûnla tâyin olurur.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 48.-
Vekâletlerin teşkîli tarzı, mahsûs kanûna tâbidir.
MADDE 49.-
Mezun veyahut herhangi bir sebeble mazur olan bir Vekile, İcrâ Vekilleri Hey’et-i
âzâsından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir Vekil bir Vekaletten
fazlasına niyabet edemez.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 49.-
Mezûn ve herhangi bir sebeble mâzûr olan bir vekile
İcrâ Vekilleri Hey’eti âzâsından biri muvakkaten niyâbet eder. Ancak bir vekil
veyâ bir Siyâsî Müsteşar bir vekâletten fazlasına niyâbet edemez.
Siyâsî
Müsteşar’ın vekile niyâbeti hâlinde kararnâmesi Meclis’e arzolunur.
29 Teşrîn-i Sânî 1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 49.-
Mezûn ve herhangi bir sebeble mâzûr olan bir vekile
İcrâ Vekilleri Hey’eti âzâsından bir diğeri muvakketen niyâbet eder. Ancak bir
vekil, bir vekâletten fazlasına niyâbet edemez.
MADDE 50.-
Türkiye Büyük Millet Mecliisince İcrâ Vekillerinden birinin Dîvân-ı Âlîye
sevkine dair verilen karar Vekaletten sukutunu dahi mutâzâmmındır.
10
Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
MADDE 50.-
İcrâ Vekilleri’nden veyâ Siyâsî Müsteşarlardan birinin
Dîvân-ı Âlî’ye sevkine dâir Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce verilen karar
Vekâlet veyâ Müsteşarlıktan sukûtu dahî mutâzâmmındır.
29 Teşrîn-i Sânî 1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 50.-
İcrâ Vekilleri’nden birinin Dîvân-ı Âlî’ye sevkine
dâir Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce verilen karar Vekâletten sukûtu dahî
mutâzâmmındır.
MADDE 51.-
İdarî dava ve ihtilafları rü’yet ve Hükûmetçe ihzar ve tevdi olunacak kanûn
layihâları ve imtiyaz mukavele ve şartnameleri üzerine beyanı mütalaa, gerek
kendi kanûnu mahsûsu ve gerek kavânin-i sâire ile muayyen vezâifi ifâ etmek
üzere bir Şûrâ-yı Devlet teşkil edilecektir. Şûrâ-yı Devletin rüesa ve âzâsı
vezâif-i mühimmede bulunmuş, ilim, ihtisas tecrübeleri ile mütemeyyiz zevat
meyanından Büyük Millet Meclisince intihap olunur.
MADDE 52.-
İcrâ Vekilleri Hey’eti, kanûnların sûver-i tatbikiyesini irâe veyahut kanûnun
emrettiği hususatı tesbit için ahkâm-ı cedideyi muhtevî olmamak ve Şura-yı
Devletin nâzârı tetkikinden geçirilmek şartiyle nizamnameler tedvin eder.
Nizamnameler Reisicumhûrun imzâ ve ilâniyle
mâmûlünbih olur.
Nizamnamelerin kavânine mugâyereti iddia
olundukta bunun mercii hâlli Türkiye Büyük Millet Meclisidir.
Dördüncü Fasıl
KUVVE-İ KAZÂİYYE
MADDE 53.-
Mahkemelerin teşkilatı, vazife ve salâhiyetleri kanûnla muayyendir.
MADDE 54.-
Hâkimler bilcümle davaların muhakemesinde ve hükmünde müstakil ve her türlü
müdahâlattan âzâde olup ancak kanûnun hükmüne tabidirler.
Mahkemelerin mukarreratını Türkiye Büyük
Millet Meclisi ve İcrâ Vekilleri Hey’eti hiçbir veçhile tebdil ve tağyir ve
tehir ve infaz-ı ahkâmına mümanâat edemez.
MADDE 55.-
Hâkimler kanûnen muayyen olan usûl ve ahvâl haricinde azlolunamazlar.
MADDE 56.-
Hâkimlerin evsafı, hukûku, vezâifi, maaş ve muhassasatları ve sûret-i nasıp ve
azilleri kanûn-ı mahsûs ile tâyin olunur.
MADDE 57.-
Hâkimler kanûnen muayyen vezâiften başka umûmî ve hususî hiçbir vazife deruhde
edemezler.
MADDE 58.-
Mahkemelerde muhakemat alenîdir.
Yalnız Usûl-i Muhakemat Kanûnu mûcibince bir
muhakemenin hafîyyen cereyanına mahkeme karar verebilir.
MADDE 59.-
Herkes, mahkeme huzûrunda hukûkunu müdâfaa için lüzûm gördüğü meşrû vesâiti
istimâlde serbesttir.
MADDE 60.-
Hiçbir mahkeme, vazife ve salâhiyeti dahilinde olan davaları rü’yetten imtinâ
edemez. Vazife ve salâhiyet haricinde olan davalar ancak bir karar ile
reddolunur.
DÎVÂN-I ÂLÎ
MADDE 61.-
Vazifelerinden mümbais husûsatta İcrâ Vekilleriyle Şura-yı Devlet ve Mahkeme-i
Temyiz rüese ve âzâsını ve Başmüddeiumûmîyi muhakeme etmek üzere bir (Dîvân-ı
Âlî) teşkil edilir.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 61.-
Vâzîfelerinden münbais husûsatta İcrâ Vekilleri ile
Siyâsî Müsteşarları ve Şûrâ-yı Devlet ve Temyîz Mahkemesi rüesâsı ve âzâsını ve
Cumhûriyet Başmüddeîumûmî’sini muhâkeme etmek üzere bir (Dîvân-ı Âlî) teşkîl
edilir.
29 Teşrîn-i Sânî 1937 tarih ve 3272 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 61.-
Vazîfelerinden münbais husûsatta İcrâ Vekilleri ile
Şûrâ-yı Devlet ve Temyîz Mahkemesi rüesâ ve âzâsını ve Cumhûriyet
Başmüddeiumûmî’sini muhâkeme etmek üzere bir Dîvân-ı Âlî teşkîl olunur.
MADDE 62.-
Dîvân-ı Âlî âzâlığı için on biri Mahkeme-i Temyiz, onu Şûrâ-yı Devlet rüesa ve
âzâsı meyanından ve kendi Hey’et-i Umûmîyeleri tarafından ledeliktiza rey-i hafî
ile yirmibir zat intihap olunur.
Bu zevat rey-i hafî ve ekseriyet-i mutlaka
ile içlerinden birini Reis ve birini Reis vekili intihap ederler.
MADDE 63.-
Dîvân-ı Âlî bir Reis ve on dört âzâ ile teşekkül ve ekseriyet-i mutlaka ile
karar ittihaz eder.
Mütebaki altı zat ledelicab Hey’etin
noksanını ikmal için ihtiyat âzâ vaziyetindedirler. İşbu ihtiyat âzâ üçü
Mahkeme-i Temyiz, üçü Şurayı Devletten müntehap âzâ arasından olmak üzere kur’a
ile tefrik olunurlar.
Reisliğe ve Reis Vekilliğine intihap
olunanlar bu kur’aya dahil olamazlar.
MADDE 64.-
Dîvân-ı Âlînin müddeiumûmîliği Başmüddeiumûmîlik tarafından ifâ olunur.
MADDE 65.-
Dîvân-ı Âlînin kararları kat'idir.
MADDE 66.-
Dîvân-ı Âlî mevzu kanûnlara tevfikan muhakeme icrâ ve hüküm itâ eder.
MADDE 67.-
Dîvân-ı Âlî görülen lüzûm üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi karariyle teşkil
olunur.
Beşinci Fasıl
TÜRKLERİN HUKÛK-U âMMESİ
MADDE 68.-
Her Türk hür doğar, hür yaşar.
Hürriyet, başkasına muzır olmıyacak her
türlü tasarrufatta bulunmakdır.
Hukûk-u tabiîyeden olan hürriyetin herkes
için hududu başkalarının hudûd-u hürriyetidir. Bu hudûd ancak kanûn mârifetiyle
tesbit ve tâyin edilir.
MADDE 69.-
Türkler kanûn nâzârında müsâvî ve bilâistisnâ kanûna riayetle mükelleftirler.
Her türlü zümre, sınıf, aile ve fert imtiyâzları mülgâ ve memnûdur.
MADDE 70.-
Şahsî masûniyet, vicdan, tefekkür, kelâm, neşir, seyahat, akit, sây ü amel,
temellük ve tasarruf, içtimâ, cemiyet, şirket, hak ve hürriyetleri Türklerin
tabiî hukûkundandır.
MADDE 71.-
Can, mal, ırz, mesken her türlü taarruzdan masûndur.
MADDE 72.-
Kanûnen muayyen olan ahvâl ve eşkâlden başka bir sûretle hiçbir kimse derdest ve
tevkif edilemez.
MADDE 73.-
İşkence, eziyet, müsadere ve angarya memnûdur.
MADDE 74.-
Menafi-i umûmîye için lüzûmu usûlen tahukkuk etmedikçe ve kanûn-u mahsûs
mûcibince değer bahâsı peşin verilmedikçe hiç bir kimsenin malı istimvâl ve
mülkü istimlâk olunamaz.
Fevkalâde ahvâlde kanûn mûcibince tahmil
olunacak nakdi,aynı ve sây ü amele mütaallik mükellefiyetler müstesnâ olmak
üzere hiçbir kimse hiçbir fedâkârlığa icbar edilemez.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 74.-
Umûmî menfaatler için lüzûmu, usûlüne göre
anlaşılmadıkça ve mahsûs kanûnları mûcibince değer bahâsı peşin verilmedikçe
hiçbir kimsenin malı istimvâl ve mülkü istimlâk olunamaz.
Çiftçiye toprak
sâhibi yapmak ve ormanları devlet tarafından idâre etmek için istimlâk olunacak
arâzî ve ormanların istimlâk bedelleri ve bu bedellerin tedîyesi sûreti, mahsûs
kanûnlarla tâyin olunur.
Fevkalâde
hâllerde ve kanûna göre tahmîl olunacak para ve mal ve çalışmaya dâîr
mükellefiyetler müstesnâ olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedâkârlık yapmağa
zorlanamaz.
MADDE 75.-
Hiçbir kimse mensup olduğu din, mezhep tarikat ve felsefî içtihadından dolayı
muâheze edilemez. Âsâyiş, âdâb-ı muâşeret-i umûmîye ve kavânine mugâyir olmamak
üzere her türlü âyinler serbesttir.
10 Kânûn-u-evvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 75.-
Hiçbir kimse mensûb olduğu felsefî içtihâd, din ve
mezhepten dolayı muâhaze edilemez. Âsâyiş ve umûmî muâşeret adabına ve kanûnlar
hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dînî âyinler yapılması serbesttir.
MADDE 76.-
Kanûn ile muayyen olan usûl ve ahvâl hâricinde kimsenin meskenine girilemez ve
üzeri taharri edilemez.
MADDE 77.-
Matbûat, kanûn dairesinde serbesttir ve neşredilmeden evvel teftiş, muayeneye
tâbi değildir.
MADDE 78.-
Seferberlikte ve idare-i örfiye hâlinde veyahut müstevli emrazdan dolayı kanûnen
müttehaz tedabir icabatından olarak vazedilecek takyidat müstesna olmak üzere
seyahat hiçbir sûretle takyidata tâbi tutulamaz.
MADDE 79.-
Ukûdun, sây ü amelin, temellük ve tasarrufun, içtimâatın, cemiyetlerin ve
şirketlerin hudud-u hürriyeti kanûnlar ile musarrahtır.
MADDE 80.-
Hükûmetin nezaret ve murâkabesi altında ve kanûn dairesinde her türlü tedrisat
serbesttir.
MADDE 81.-
Postalara verilen evrak, mektuplar ve her nevi emânetler salâhiyettar müstantik
ve mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefon ile vaki olan
muhaberatın mahremiyeti ihlal olunamaz.
MADDE 82.-
Türkler, gerek şahıslarına, gerek ammeye mütaallik olarak kavânin ve nizamata
muhâlif gördükleri husûsâtta merciine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine
münferiden veya müçtemian ihbâr ve şikâyette bulunabilirler. Şahsa ait olarak
vukû bulan müracaatın neticesi müstediye tahriren tebliği olunmak mecbûrîdir.
MADDE 83.-
Hiçbir kimse kanûnen tâbi olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye celp ve sevk
olunamaz.
MADDE 84.-
Vergi, devletin umûmî masarifine hâlkın iştirâki demektir.
Bu esasa mugâyir olarak hakiki veya hükmi
şahıslar tarafından veya onlar nâmına rüsum, aşar ve sair tekalif alınması
memnûdur.
MADDE 85.-
Vergiler ancak bir kanûn ile tarh ve cibayet olunabilir.
Devlet, vilayet idarei hususîyeleri ve
belediyelerce teamülen cibayet edilmekte olan rüsum ve tekalifin kanûnları
tanzim edilinciye kadar kemakan cibayete devâm olunabilir.
MADDE 86.-
Harb hâlinde veya harbi icab ettirecek bir vaziyet hudusunda veya isyan
zuhurunda veyahut Vatan ve Cumhûriyet aleyhinde kuvvetli ve fiilî teşebbüsat
vukûunu müeyyit kati emarat görüldükte İcrâ Vekilleri Hey’eti müddeti bir ayı
tecavüz etmemek üzere umûmî veya mevziî idare-i örfîye ilân edebilir ve keyfiyet
hemen Meclisin tasdikine arzolunur. Meclis idare-i örfîye müddetini indelicap
tezyit veya tenkis edebilir. Meclis müçtemi değilse derhâl içtimâa dâvet olunur.
İdare-i örfîyenin fazla temadisi Meclisin
kararına mütevakkıftır.
İdare-i örfîye, şahsî ve ikametgah
masuniyetlerinin, matbuat, müraselat, cemiyet, şirket hürriyetlerinin muvakkaten
takyit veya taliki demektir.
İdare-i örfîye mıntakasiyle bu mıntıka
dahilinde tatbik olunacak ahkâm ve muamelatın sûreti icrâsı ve harb hâlinde dahi
masuniyet ve hürriyetlerin tarz-ı takyid ve taliki kanûnla tesbit olunur.
MADDE 87.-
İptidai tahsil bütün Türkler için mecbûrî ve Devlet mekteplerinde meccanîdir.
MADDE 88.-
Türkiye ahâlisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibâriyle (Türk)
ıtlak olunur.
Türkiye’de veya hariçte bir Türk babanın
sulbünden doğan veyahut Türkiye’de mütemekkin bir ecnebî babanın sulbünden
Türkiye’de doğup da memleket dahilinde ikâmet ve sinn-i rüşde vusûlünde resmen
Türklüğü ihtiyar eden veyahut Vatandaşlık Kanûnu mûcibince Türklüğe kabûl olunan
herkes Türktür. Türklük sıfatı kanûnen muayyen olan ahvâlde izâa edilir.
Altıncı Fasıl
MEVADDI MÜTEFERRİKA
VİLAYAT
MADDE 89.-
Türkiye coğrafî vaziyet ve iktisadî münasebet nokta-i nâzârından vilâyetlere,
vilâyetler kazâlara, kazâlar nahiyelere münkasımdır ve nahiyeler de kasaba ve
köylerden terekküb eder.
MADDE 90.-
Vilayetlerle şehir, kasaba ve köyler hükmî şahsîyeti haizdir.
MADDE 91.-
Vilayetler umûru tevsî-i mezûniyet ve tefrik-i vezâif esası üzerine idare
olunur.
MEMÛRİN
MADDE 92.-
Hukûk-u siyâsîyeyi hâiz her Türk ehliyet ve istihkâkına göre Devlet
memûriyetlerinde istihdâm olunmak hakkını haizdir.
MADDE 93.-
Bilumûm memûrların evsâfı, hukûku, vezâifi, maaş ve muhassâsâtı ve sûret-i nasb
ve azilleri ve terfi ve terakkileri kanûn-u mahsûs ile muayyendir.
MADDE 94.-
Kanûna muhâlif olan umûrda âmire itâat memûru mes’ûliyetten kurtarmaz.
UMÛR-U MÂLİYE
MADDE 95.-
Muvazene-i Umûmîye Kanûnu mütaallik olduğu sene-i mâliyenin duhûlünde mevkî-i
icrâya konulabilmek için layihası ve merbût-u bütçeler ve cetveller nihayet
Teşrîn-i-Sânî iptidasında Meclise takdim olunur.
10 Kânûn-u-evvel 1931 tarih ve 1893 sayılı Kanunla aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 95.-
Muvâzene-i Umûmîye Kanûn lâyihası ve buna bağlı
bütçeler ve cetveller ile mülhak bütçeler Meclis’e mâlî yıl başından en az üç ay
evvel takdîm olunur.
MADDE 96.-
Devlet emvâlinden muvâzene hâricinde sarfiyât câiz değildir.
MADDE 97.-
Muvâzene-i Umûmîye Kanûnunun hükmü bir seneye mahsûstur.
MADDE 98.-
Hesâb-ı Kat'i Kanûnu mütaallik olduğu sene bütçesinin devre-i hesâbiyesi
zarfında istihsâl olunan vâridât ile yine o sene vukû bulan tedîyatın hakîkî
miktarını mübeyyin kanûndur. Bunun şekil ve taksîmatı Muvazene-i Umûmîye
Kanûnuna tamâmiyle mütenâzır olacaktır.
TEŞKİLATI ESASİYE KANÛNUNA AİT ZAVABIT
MADDE 99.-
Hesâb-ı Kat'i Kanûnunun layihası mütaallik olduğu senenin sonundan itibaren
nihayet ikinci senenin Teşrîn-i-Sânîsinin iptidâsına kadar Büyük Millet
Meclisine takdim olunmak mecbûrîdir.
MADDE 100.-
Büyük Millet Meclisine merbut ve Devletin vâridat ve masârifâtını kanûn-ı
mahsûsuna tevfikan murâkabe ile mükellef bir Divân-ı Muhâsebât müessestir.
MADDE 101.-
Divan-ı Muhâsebât umûmî mutâbakât beyannâmesini taalluk ettiği Hesâb-ı Kat'i
Kanûnunun Maliyece Büyük Millet Meclisine takdimi tarihinden itibaren nihâyet
altı ay zarfında Meclise takdim eder.
MADDE 102.-
İşbu Teşkilat-ı Esâsiyye Kanûnunun tâdîli aşağıdaki şeraite tâbidir:
Tâdîl teklifi Meclis âzâyı mürettebesinin
laakal bir sülüsü tarafından imzâ olunmak şarttır.
Tâdîlat ancak aded-i mürettebin sülüsân-ı
ekseriyet-i ârâsı ile kabûl olunabilir.
İşbu kanûnun şekl-i devletin Cumhûriyet
olduğuna dair olan birinci maddesinin tâdîl ve tağyiri hiçbir sûretle teklif
dahî edilemez.
MADDE 103.-
Teşkilat-ı Esâsiyye Kanûnunun hiçbir maddesi, hiçbir sebep ve bahâne ile ihmâl
veya tâtîl olunamaz.
Hiçbir kanûn Teşkilatı Esasiye Kanûnuna
münâfî olamaz.
MADDE 104.-
1293 tarihli Kanûn-u Esâsî ile mevâdd-ı muaddelesi ve 20 Kanûn-u- Sani 1337
tarihli Teşkilat-ı Esâsiyye Kanûnu ve müzeyyelatı ve tâdîlatı mülgâdır.
MADDE 105.-
Bu kanûn târih-i neşrinden itibâren mer’iyü’l-icrâdır.
MUVAKKAT MADDE-.
Türkiye Büyük Millet Meclisine intihap edilen ve
edilecek olan bilumûm mensûbîn-i askerîyenin tâbi olacakları şerâit hakkındaki
19 Kanûn-u-evvel 1339 tarihli Kanûn ahkâmı bâkîdir.
Bu muvakkat
madde 24.12.1952 tarih ve 5997 sayılı Kanunla tekrar yürürlüğe konulan ve
31.12.1952 tarihli 8297 sayılı Resmî Gazete’de neşredilmiş olan metinde yoktur.